Küresel Isınmanın Nedenleri

 

İklim değişikliği, 1980’li yılların sonu ve 1990’lı yılların basından beri, küresel iklim sisteminde değişikliklere neden olabilecek doğal iç ve dış kuvvetlerin ve etmenlerin yanı sıra, sera gazı birikimlerini arttıran insan etkinlikleri de dikkate alınarak tanımlanmakta ve değerlendirilmektedir. Örneğin Birleşmiş Milletler iklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nde, “karşılaştırılabilir bir zaman döneminde gözlenen doğal iklim değişikliklerine ek olarak, doğrudan ya da dolaylı olarak küresel atmosferin bileşimini bozan insan etkinlikleri sonucunda iklimde oluşan bir değişiklik” biçiminde tanımlamıştır. Ayrıca günümüzde, hızı ve büyüklüğü dışında, iklimin değişiyor olusu konusunda da önemli bir şüphe bulunmamaktadır. Bu değerlendirme, örneğin Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve BM Çevre Programı (UNEP) tarafından ortak yürütülen Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 1995 yılında tamamlanan ikinci Değerlendirme Raporu’nda, “bulgu dengesinin, küresel iklim üzerinde belirgin bir insan etkisinin bulunduğunu gösterdiği ve iklimin geçen yüzyıl boyunca değiştiği” biçiminde doğrulanmıştır. Sanayi devriminden beri, iklimdeki doğal değişebilirliğe ek olarak, ilk kez insan etkinliklerinin de iklimi etkilediği yeni bir döneme girilmiştir (Türkes, 2001: 192).

Doğal değişikliğe ek olarak,insanlık tarihinde ilk kez, insan etkinliklerinin bölgesel ve küresel ölçekte iklimi etkilediği yeni bir döneme girilmiştir. Burada sözü edilen insan etkisi, ormansızlaşma, fosil, yakıtların kullanılması, çarpık kentleşme ve endüstriyel süreçtir. Bu insan etkinliklerinden kaynaklanan sera gazları emisyonlarının güçlendirdiği sera etkisi olayı günümüzde  “ küresel ısınma“ sorununu da beraberinde getirmektedir (Kadıoğlu, 2007, s. 243).

Küresel ısınmanın bilinen bir diğer sebebi de sera gazlarıdır. Sera gazları hem doğal, hem de insan kaynaklı olup atmosferdeki kızıl ötesi radyasyonu emen ve tekrar yayan gaz oluşumları olarak tanımlanmaktadır (UNFCC İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, 2002, s. 5). Bu gazların yeryüzünden yayılan sıcaklığı engelleme ve yeniden yayma özelliği, küresel sıcaklık artışlarına yol açmaktadır. Sera gazları, küresel iklim sistemi açısından çok önemli olmakla birlikte doğal (sanayi öncesi) sera gazları olmasaydı, ortalama küresel sıcaklık 34 derece daha soğuk olurdu. Bu sıcaklıkta ise insan yaşamının desteklenmesi mümkün olmazdı. Diğer  bir yandan sera gazındaki belirgin bir artış, sıcaklıkların da artmasına sebep olacaktır. Bu da doğal ve toplumsal sistemleri, insan toplumunun uyum sağlamasını güçleştirecek ölçüde etkileyebilecektir (Aça, 2004, s. 12)

İklim değişimlerinin doğal nedenleri arasında en çok dikkati çeken ve bugünkü gelişmiş bilimsel imkânlarla da doğrulanan teori, Sırp gökbilimci Milutin Milankoviç’in 1924 yılında hesaplayıp yayınladığı, iklim değişikliklerinin Dünya’nın Güneşçevresindeki yörünge oynamalarından kaynaklanan güneşlenme değişikliklerinden oluştuğu teoridir. İklim değişikliğinin nedenleri:

i. Güneşlenme Değişimleri: Milankoviç’in düşüncesine göre güneşlenmedeki azalmanın, bir başka değişle Güneş’ten gelen ısıl enerji miktarındaki azalmanın doğuracağı soğuma, karın yerde daha fazla miktar ve sürede birikim göstermesine yol açacaktır.

 

ii. Anakaraların (Kıtaların) Yer Değiştirmesi: Çok eski devirlerde var olan tek kıta Pangea çok daha yeni dönemlerde, yani 200 milyon yıl kadar önce parçalanmaya başlamış, kıtada deniz kolları, kara uzantıları vb. oluşumlar görülmeye başlamıştı. Bu biçimsel değişiklikler gerek okyanus akıntılarını (sıcak veya soğuk), gerekse atmosferdeki hava akımlarını da ciddi boyutlarda değiştirmiş, böylece iklim farklılaşmaları ve değişimleri görülmüştür (Nisancı, 2007: 89).

iii. Levha Tektonigi–Dağların Yükselmesi: Dünya’nın kabuğunu oluşturan taşkürede yüz milyonlarca yıl önce oluşan levhalar sürekli olarak birbirlerine yanaşmış veya uzaklaşmış, çarpışmalar meydana gelmiş, levhaların birbirini itmesi sırasında yükseltiler, daha doğrusu dağoluşumları görülmüştür. Dağoluşumları hava kütlelerinin yer değiştirmesini etkileyerek sıcaklıklarda daha büyük farklılıklar meydana gelmesine yol açmıştır (Öztürk, 2002: 51).

iv. YanardağFaaliyetleri: Toz, kükürt dioksit ve karbondioksit gibi gazlar, yanardağların patlaması sırasında atmosfere yayılır. Havadaki nemle çıkan kükürt dioksit birleşir. Bu durum, sülfürik asit aerosollerini meydana getirir. Tozlar ve sülfürik asit aerosolleri Güneş’ten gelen ısınları yansıtma etkisi göstererek Dünya’nın enerji alış-verişdengesinin bozulmasına neden olur.

v. El Nino: “Güney salınımı sıcak olayı” olarak tanımlanabilecek olan El Nino hareketi, 1990-1998 yıllarında tropikal doğu Pasifik Okyanus’unda deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalden 2-5 oC daha yüksek olmasına neden olmuştur. Özellikle 1997 ve 1998 yıllarındaki rekor düzeyde yüzey sıcaklıklarının oluşmasında, 1997-1998 kuvvetli El Nino olaylarının etkisinin önemli olduğu kabul edilmektedir. 1998’deki çok kuvvetli El Nino 2007 yılının küresel rekor ısınmasına katkıda bulunan ana etmen olarak değerlendirilebilir (http://derekasabasi.net/elementx/posts/2735/Kuresel-Isinma-Nedir-KureselIsinmaninSebepleri/, Erişim Tarihi: 27.01.2008) 

İklim değişikliğini yapay nedenler de etkilemektedir. Bu yapay nedenlere insan kaynaklı etkiler denilmektedir. insan kaynaklı iklim değişimi bilimsel olarak kanıtlanmış olup içinde bulunduğumuz yüzyılın en önemli küresel çevre problemlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

i. Sanayileşme: Sanayi devrimi sırasında 280 ppm olan CO2 seviyesi, 2007 yılı baslarında Hawaii Adalarında Mauna Loa Gözlem istasyonunda ölçülen değere göre 382 ppm’e ulaşmıştır. Isı dalgaları, katastrofik yagıslar, taşkınlar ve toprak erozyonları, kuraklık gibi ekstrem hava olaylarında 20. yüzyılda dünyanın pek çok bölgesinde özelikle son 25 yılda önemli şekilde artışgörülmüştür. Artan sera gazları sebebiyle küresel ortalama sıcaklık 0.745 oC yükselmiştir.

ii. Fosil Yakıtlar: Özellikle sanayi devriminden itibaren enerji ihtiyacını karşılamak için kullanılan fosil yakıtların yanması sonucunda ortaya çıkan sera gazlarının neden olduğu sera etkisi iklimlerde değişikliğe sebep olmaktadır.

iii. Ormansızlaşma: Karbondioksit depoları olan ormanların hızla yok olması, elbette atmosferdeki karbondioksit artışına yansımaktadır. Ormanların yok olmasından dolayı CO2 salımları %25 artışgöstermektedir. Fosil yakıtlar kadar olmasa da ormansızlaşmanın atmosfere karbondioksit salımı bilim insanlarını düşündürmektedir (http://www.denizce.com/kisinmadapayiniz.asp, Erişim Tarihi: 27.01.2008).

iv. Tarımsal Faaliyetler: Sera gazlarından biri olan karbondioksitin küresel düzeydeki artışı tarımsal faaliyetlerden de kaynaklanmaktadır. Metan ve diazot monoksit oranlarındaki değişimlerin kaynağı da yine tarımsal faaliyetlerdir. Bozulan ekosistem ve tarımsal topraktaki organik karbon da çözünerek CO2 ve CH4 formunda atmosfere salınmakta ve iklim değişikliği nedenleri arasında yer almaktadır

(http://www.pcteknik.net/showthread.php?t=54977, Erisim Tarihi: 27.01.2008).

v. Sera Gazları: Güneşten gelen ısınların büyük bölümü atmosferi geçer, yeryüzüne çarpar ve atmosfere geri yansır. Atmosferde bulunan karbondioksit, metan, ozon, kloroflorokarbon gibi sera gazları bu ısınları tutar. Bu da, yeryüzünün ısınmasına neden olur. Tıpkı bir serada olduğu gibi güneşısınları geçer, ancak ısı içeride kalır. Sera gazlarının doğal bir örtü gibi atmosferde oluşturduğu bu etkiye sera etkisi denir

tezasist.com
Yorum Yaz